Cuma günü, vizyona girecek olan ‘SüpüRRR!’ filminin, başrolünde yer alan Cem Kılıç, oyunculuk kariyeri, yeni projeleri ve şöhretle olan ilişkisi üzerine konuştu. Filmde, sevdiği kızla evlenebilmek için milli sporcu olması gereken ve bu yüzden ‘curling’ (buz strancı) öğrenen bir genci canlandıran Cem Kılıç, tanınmaktan rahatsızlık duyduğunu söyledi. Kılıç, “Keşke şöhret 3-5 günlüğüne verilen, sonra geri alınan bir şey olsa” diyerek şikayetini dile getirdi.
Daha önce ‘Okul’ isimli sinema filminde de oynadınız. Ancak ‘SüpüRRR!’de ilk kez başrol oynuyorsunuz…
Aslında, ‘Okul’ filminde de başrol oynadım. O filmde, 4-5 başrol vardı. Bu filmde de en başta başka bir rol için düşünülüyordum. Ancak daha sonra başrol oynamamı istediler. Ben de seve seve kabul ettim.
İsminiz gittikçe daha çok duyuluyor. Bu film bunu daha da artıracak. Peki sizin şöhretle aranız nasıl?
Şöhret, keşke insana 3-5 günlüğüne verilip sonra alınabilen bir şey olsa. Herkes tanıyor ve herkes garip davranmaya başlıyor. O süreç de insanı yalnızlığa itiyor. İşim yoksa, evden çıkmamayı tercih ediyorum. İnzivaya çekilmek zorunda kalıyorsunuz. Özgürlüğümü yaşayamıyorum, özgürlüğümün kısıtlaması bana çok acı geliyor açıkçası…
Tanınmaktan oldukça şikayetçisiniz anlaşılan…
Günlük hayatı engelleyici birşey tanınmak. Aşk hayatınızı engelliyor, arkadaşlarla ilişkinizi tuhaf hale getiriyor, ailenle ilişkini yıpratıyor. Sen kimseyi tanımıyorsun, herkes seni tanıyor. Karşılıksız bir ilişki. Yıpranan hep siz oluyorsunuz.
Rolünüzden bahsedebilir misiniz biraz?
Canlandırdığım ‘Oğuz’ karakteri, arkadaşları tarafından sevilen ancak iş yaşamında başarısız bir genç… Sırılsıklam aşık olduğu bir kız var. Onun için, aşkı uğruna elinden geleni yapan, tutkulu bir karakter diyebiliriz.
Filmi ilginç kılan özelliklerinden biri de curlingle alakalı olması. Curling yapacağınızı duyunca ne hissetiniz? Zorlandınız mı?
Hiç zor değildi. Aslında işin en eğlenceli kısmı oydu. Çünkü yeni bir şey öğrenmeyi çok severim. Curling de kolay öğrenilebilen ama zor bir spor. Bilardo, bowling oynadığım için müsabakayı çok severim ben. Bu da müsabakalı bir spor olduğu için çok keyifliydi. Bir şey daha öğrenmiş oldum hayatta. Bu film bana bunu sağlamış oldu.
Neden film için Türkiye’de pek de bilinmeyen ‘curling’ sporu tercih edildi?
Curling bilinse bile oynanmayan, yaygın olmayan bir spordu. Federasyonu daha yeni kuruldu, sahası yok. Filmin hikâyesi için ideal bir spor. Filmde de şöyle bir rolü var. ‘Oğuz’un, sevdiği kızın babasının isteği üzerine bir spor dalında milli olması gerekiyor. Bütün atletizm dallarını deniyor. Fakat hepsinde zaten yeteri kadar milli sporcu var. Türkiye’de bilinmeyen bir sporu yaparsam ancak milli olabilirim düşüncesiyle, kendini curlingin içinde buluyor. Bu filmin, beğenileceğini ve izleyicileri sinemaya çekeceğini düşünüyorum.
‘SüpüRRR!’ün vizyona giren filmler arasında kendine nasıl bir yer bulacağına inanıyorsunuz?
Komik bir gençlik filmi. İyi bir oyuncu kadrosu var.
Aşk, sizin için tam olarak ne ifade ediyor?
Aşk, insanın yaşamı boyunca karşısına çok nadir olarak çıkan, anormal bir durumdur. Bir varlığı kendinden fazla sevmek, kendinden ödün vermektir. Dolayısıyla ben de aşık olunca kendimden geçerim. Hayata pozitif bakarım. Aşık olmayı çok severim. Bazı insanlar kaybetme korkusu yüzünden kendilerine çok acı veriyor. Bunlar bana çok saçma geliyor. Ama biz bunu yapıyoruz malesef.
Şu an hayatınızda biri var mı?
Özel hayatımın irdelenmesini çok sevmiyorum. Özel konuları konuşmaktan çok hoşnut olmuyorum. O yüzden bu soruya, cevap vermek de istemiyorum.
Peki evlilik, ilerleyen günler için planladığınız bir şey mi?
Evlilik kararını vermek cidden çok zor. Artık ben de, evlenmek istiyorum. Çocuk için evlenirim, onun için de bu yaşlar uygun diye düşünüyorum. Her an bir sürpriz yapıp, evlilik kararı alabilirim.
O zaman bayan hayranlarınızı üzeceksiniz?
Belki de bayan hayranlarımdan biriyle evleneceğim, nereden biliyorsun!
Müzikle de ilgileniyorsunuz. Filmin müziklerini de siz yaptınız değil mi?
Jess Molho ile beraber yaptığımız bir beste, filmde yer alıyor. Ayrıca kendi orkestramla, bir Zeki Müren şarkısını yeniden yorumladım. Filmde, müzisyen yönümü de gösterebildiğim için son derece mutluyum.
Müzikle, sinemaya göre daha uzun süredir ilgileniyorsunuz öyle değil mi?
İlkokuldan beri müzikle ilgileniyorum. Melodikayla başladım müziğe. Sonra, ilerledim.
Hangisi sizin için daha tatmin edici? Oyunculuk mu müzisyenlik mi?
İkisinin de çok farklı tatmin edici yanları var. Şu an, müzik benim için daha ön planda. Müzikte, her şeye kendim karar verebiliyorum. Özgür bir şekilde karar alabilmek, insanı daha çok tatmin ediyor. Müzikte, planladığın şekilde gidiyor işler. Oysa sinema için aynı şey söz konusu değil.
Sahnede olmak, şarkı söylemek, beğenilmek nasıl bir duygu? Şımartıyor mu sizi?
Sahnede müzik yapmak, şarkı söylemek parayla satın alınmaz bir duygu. Tabii ki heyecan verici. Ancak, yaptıkça zaman içinde sıradanlaşıyor. Sahnede olmak, benim için sıradan ve olağan, Ama insanlara son derece olağanüstü ve heyecan verici geliyor.
Sahne performansı yapmaya ne zaman ve nasıl başladınız?
5 sene önce Beyoğlu’nda başladım. Hayal Kahvesi’nde, Jazz Stop’ta çaldım. Hala Beyoğlu’ndayım. Musk diye bir kulüpte her cumartesi sahne almaya devam ediyorum.
Genel olarak ne tür müzikler yapıyorsunuz?
Genelde, Türkçe rock ağırlıklı pop müzik yapıyoruz. Rock müziği seviyorum.
İleride albüm yapma düşünceniz var mı?
15-20 tane bestem var. Yaptığım şarkıların ciddi bir tarz sıkıntısı var. Biri hüzünlü, biri rock tarzında. Hepsinin hedef kitlesi başka. Onları toparlayıp, tek bir tarza yönelik bir albüm yapmak istiyorum. Hiçbir şey için acelem yok. 70 yaşında bile olsam, iyi bir albüm yapacağımdan eminim.