Oyuncu olarak tanıdığımız Sinan Tuzcu, Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda okurken hayalini kurduğu şeyi başardı ve yazdığı ilk oyun ‘Sürmanşet’ BKM’de perdelerini açtı. Politik düzeni eleştiren oyunuyla tiyatro dünyasına iddialı bir giriş yapan Tuzcu, “Acınacak halimize güldüğümüz, daha önce karşılaşıp tepki vermediğimiz manşetlere taşınan gerçek olayları anlatıyoruz” dedi. İzleyicinin zihninde ‘Ben bunu neden önemsemedim, neden farkına varmadım?’ sorularını sordurmayı hedefleyen Sinan Tuzcu, “Ben kronik bir muhalifim. Bu anlamda kendime ve beynime asla sansür uygulamadım” sözleriyle iddiasını ortaya koydu…
* ‘Sürmanşet’ sizin ilk oyununuz sanırım. Ne zaman yazmaya başladınız ve nasıl karar verdiniz?
Hikayenin oluşumu yaklaşık iki yıl öncesine dayanıyor. İki perdeyi de altışar ayda yazdım. Yani bir senemi bu oyunu yazmaya verdim. Geçtiğimiz temmuzda ise yönetmenle çalışmaya başladık. İki buçuk aylık ön hazırlığımız oldu. Geçtiğimiz hafta da oyunumuz ilk kez sahnelendi.
* Size bu oyunu yazdıran şey neydi? Nereden yola çıktınız?
Biz Türkiye’de birtakım şeyleri sümen altına itmişiz, görmezden gelmişiz, gördüklerimizi de evcilleştirmişiz. Gazetelerde her gün okuyup ‘Vay be’ dediğimiz haberler, dünyanın birçok medeni ülkesinde pek çok olaylar yaratacak türden. Mesela, bizdeki yolsuzluklardan biri İsviçre’de olsa ülke birbirine girer. Bizden daha fena durumda olanlar da var tabii ama biz hep muhasır medeniyetler seviyesine bakıyoruz ya… ‘Biz niye bunları görmüyor önemsemiyoruz, altını çizmiyoruz?’ benim çıkış noktam oldu. Oyundaki karakterler, tıpkı halkımız gibi Susurluk ya da Hrant Dink’in öldürülmesi gibi olayları gayet rahat konuşuyor… Oyunun özünde bu yaşananlara gönderme ve taşlama yapıyorlar… (daha fazla…)
26 yaşındaki Birkan, “Hayalim dansçı olmaktı ama Türkiye’de bu işi yapmak zor. Okulu bitirdiğimde dansçı olmayacağımı biliyordum, ancak oyunculuğu da asla düşünmezdim. Hiç hayal etmediğim bir yerdeyim şu an” diyor.
Film gibiydi; diye başlıyor oyunculuk hikayesine Melis Birkan. Hani Laetitia Casta plajda, Adriana Lima markette alışveriş yaparken keşfedilmiş ya, Melis Birkan’ınki de biraz o hesap olmuş! Menajeri Özlem Durak, katıldığı bir davette, biraz sonra Melis’in sahnede dans edeceğini bilmiyorken henüz; uzaktan, loş ışıklar altında, hiç makyajsız haliyle görüyor onu ve hemen “kim bu kız” diye soruyor yanındakilere. Sonra da Melis’e kartını vererek “beni ara” diyor!
Melis, “Tarz-ı Hayat” adlı programı sunarak kameralara ısınma turu atıyor önce. Ardından “Çapkın” dizisi, sonra “Barda”, “Amerikalılar Karadeniz’de 2″ filmleri geliyor. Derken “Köprü” dizisi, arkasından da ilk kez Çağan Irmak’la tanıştığı “Ulak” filminde de rol alıyor. Ve “Issız Adam”la tavan yapıyor!
Sondan başlarsak, “Issız Adam” hayatınızı nasıl etkiledi ve etkilemeye devam etmekte?
- Özlem’le tanışmam, “Barda” filmi, Çağan ve “Issız Adam”… Bunlar bir şekilde benim için ciddi dönüm noktaları. “Issız Adam”ın benim için önemi büyük. Çağan bana bunu önceden söylemişti zaten, başka bir şey olacak senin için demişti. (daha fazla…)
Sezer, “TV yayıncılığı paranoyaklaştı. İki bölüm yayınlanan dizi kaldırılıyor. Onca çalışan, onca masraf heba oluyor. Artık seyirciye dizi sunmak kumar” dedi.
Her rolü oynarım
Yakında çekimlerine başlanacak dizide “Tetikçi Çelebi” karakterini canlandıracağını açıklayan Sezer, “Bu yıl ciddi bir rol oynayacağım. ‘Tetikçi Çelebi’ adlı bir karakteri canlandıracağım. Hemen yayından kalkacak bir iş değil. Bir iki haftaya kadar çekimleri başlayacak, ATV’de yayınlanacak. Bir projemiz yayından kalktığı zaman en çok biz oyuncular üzülüyoruz” diye konuştu.
Yeni karakteri için, kilo verdiğini belirten Sezer, “Tiyatro oyuncusuyum. Her rolü oynarım diye bir iddiam yok ama dramı da çok iyi yaparım. Ben yemeği çok seviyorum. Aldığım kilonun hesabını yapıyorum, 15 günde 3 – 5 kilo veriyorum. Seyirciye daha iyi görünmek için tabii ki…” dedi.
İki sezondur en çok izlenen dizilerden biri olan “Kavak Yelleri”nin Gönül Hoca’sı Didem İnselel’le dizide yaşanan aşk kargaşasını konuştuk. Oyuncu, kendisi için aşkın tanımını yaparken çok da seçici davranmadığını söylüyor ve ekliyor “Yaşadığım, gerçek duyguların hakim olduğu, kalbimin çarptığı, ayağımın yerden kesildiği bir ilişki olmalı. Böyle bir şey arıyorum” diye konuştu.
Dizideki aşklar birbirine karıştı. Aldığınız tepkiler de değişti mi?
O ilk başlardaki saflık, o kasabaya aitti. Tabii, oradaki masum ilişkileri İstanbul’da devam ettirebilmek kolay değil. Bir de şöyle bir şey var; insanlar masal seyretmekten hoşlanıyor. Dizi, Urla’da başladığında insanlara bizim verdiğimiz bir masaldı. İstanbul’da konu biraz daha gerçek hayata döndü. Aslında günümüzde nasıl aşklar yaşanıyorsa şu an dizide de onlar var. Eski masumiyet şimdiki aşklarda yok.
Geçen sezona göre sizin oyunculuğunuzda bir değişiklik oldu mu?
Muhakkak olmuştur. Dizinin başlamasından bugüne ben çok daha rahatladığımı, çok daha kendimi kontrol edebildiğimi düşünüyorum. O da şundan dolayı kaynaklanıyor. Hani dizi sektörünü küçümseyen oyuncu grubu var ya ben de onları bu tavırlarından dolayı küçümsüyorum. Çünkü oyuncu her yerde oyuncudur. Reklam filminde de oyunculuğunuzu gösterebilirsiniz. Üstelik her hafta tekrarı olan bir yapımda yer almak, izledikten sonra bir sonraki hafta hatalarınızı düzeltmek, kendinize bir şeyler eklemek çok faydalı.
Dizideki evliliğiniz anneniz tarafından sürekli eleştiriliyor. Gerçek hayatta da üzerinizde bir baskı var mı?
Yok, gerçek hayattaki annem ve dizideki annem birbirinden çok farklılar… Dizideki annem tavırlarından dolayı hiç hoşlanmadığım bir anne modeli, çok müdahaleci… Gerçek hayattaki annem öyle değil. Biz üç kız kardeşiz ve aramızda konuşurken annemi de aramızda sayarak, “Bbiz dört kız kardeşiz, keşke dördümüzün bir annesi olsaydı” diyoruz. Annem çok farklı… Muhakkak akıl verir ve diğer anneler gibi tabii… Ama bilir ki ben burnumun dikine giderim (Gülüyor). (daha fazla…)
KANAL D’de yayınlanan “Aşk-ı Memnu”nun Bihter’i Beren Saat, ilk sinema filmi için kamera karşısına geçti. Yönetmenliğini Tomris Giritlioğlu’nun yaptığı, 6-7 Eylül olaylarını anlatan “Güz Sancısı” filmi, Yılmaz Karakoyunlu’nun aynı adlı eserinden senaryolaştırıldı. Filmde Beren Saat, Elena isimli İstanbul’da yaşayan 25 yaşında bir Rum fahişeyi oynuyor. Saat rolü için “Canlandırması cesaret ister ve bir daha kolay kolay böyle bir karakteri canlandıran çıkmaz” dedi.
Saat ilk filmi için aksan dersi aldı
“Güz Sancısı”nda bir Rum fahişeyi oynayan Beren Saat, “Canlandırmak cesaret ister” dediği rolünün hakkını vermek için aksan dersi aldı
Halit Ziya Uşaklıgil’in aynı adlı eserinden beyazcama uyarlanan “Aşk – ı Memnu” isimli dizide Bihter karakterini canlandıran Beren Saat, şansını şimdi beyazperdede deniyor…
Saat, ilk sinema filmi “Güz Sancı”sında başrolü Murat Yıldırım, Okan Yalabıyık, Belçim Bilgin Erdoğan, Tuncel Kurtiz ve Zeliha Berksoy’la paylaşıyor. Yönetmenliğini Tomris Giritlioğlu’nun yaptığı, 6- 7 Eylül olaylarını anlatan “Güz Sancısı” filmi Yılmaz Karakoyunlu’nun aynı adlı eserinden senaryolaştırıldı. (daha fazla…)
Burası Haftasonu’nda bu Pazar günü Avrupa Yakası dizisinin sevilen ve çılgın karakteri Fatoş (Şenay Gürler) konuk oldu. Gürler, Oylum Talu’nun sorularını yanıtladı, dizideki polemiklerle ilgili konuştu.
OYLUM TALU : Avrupa Yakası çok sevildi çok başarılı bulundu ara ara tabi polemiklere de gebe. Gerçi ben konuklarımı asla rahatsız etmek istemem fakat bunu da sormak istiyorum size.
ŞENAY GÜRLER : Buyrun
OYLUM TALU : Mesela siz ne düsünüyorsunuz bu polemikler hakkında ve dizide en uzun süre oynayan oyuncusunuz, dizide kalan birisiniz. Mesela Gülse Birsel zaman zaman yargılanıyo, yeriliyor özellikle diziden ayrılan oyuncular tarafından. Sizin Gürse Birsel’le ilişkiniz nasıl? Gürse Birsel’i hem çok başarılı bir senarist hem bir oyuncu, yakın çalışma arkadaşı olarak siz nasıl değerlendiriyorsunuz? (daha fazla…)
Vizyona girdiği günden beri tartışma yaratan ‘Mustafa’da Atatürk’e ses veren oyuncu Yetkin Dikinciler, belgesele yapılan eleştirileri, “Herkesin arzusuna, yaklaşımına dönük bir film yapmaya çalışırsanız, hiç kimsenin ruhunu okşamayan bir film yapmış olursunuz” diyerek yanıtlıyor. Dikinciler’le; ‘Mustafa’dan başlayıp, ‘Sarı Eşref’i canlandırdığı ‘Eşref Saati’, Çağan Irmak ve etkileyici ses tonuna kadar pek çok konuda konuştuk. Ve gördük ki; herkesin üzerinde hemfikir olduğu başarısı ve şöhretine rağmen hâlâ mütevazılığı baş tacı eden insanlardanmış…
* ‘Mustafa’da Atatürk’ü seslendiriyorsunuz. Ama bildiğimiz kadarıyla Atatürk’ün ses tonu sizinkinden farklıymış. Onunki daha ince ve tizken, sizinki daha tok bir ses; yanılıyor muyum?
Hep beraber böyle bir yanılgımız olabilir. Çünkü Atatürk’ün ses tonu değil de, Atatürk’ün dönemin şartları içinde kaydedilen ses tonu bize tiz ve ince geliyor olabilir. Dikkatle dinlediğimde, aslında kayıt düşük ve hafif hızlı olduğu için öyle bir ses çıktığını fark ettim. Ama zaten ‘Mustafa’nın, birebir ses taklidiyle ilgisi olmadığı için, bu bizce sorun olmadı. (daha fazla…)