“Bu alemde tanıdığım kimse benden daha mert değil”
Kimine göre Sabah gazetesi yazarı, kimine göre “Neco’nun kızı”… İlk albümüne kendi adını veren Ayşe Özyılmazel içinde bulunduğu camia için “Çok acayip bir dünya” diyor: “Ben başarılı değilken beni aramayanlar başarılıyken arıyor. Çok meşhur, herkesin önlerinde eğildiği adamlar ve kadınlar var… Dost oldum bazılarıyla… Ama bir tanesi bile benden daha mert değil. ‘Bu bana bir kazık atacak ama dur bakalım’ hissi geliyor”
Duvarda dev gibi bir Madonna var. Gitar çalıyor. Yerde bir pikap. Bir kutunun içinde plaklar. Girdiğimde Nina Simone çalıyordu. Şimdi Ayşe elinde ses sistemine bağlı bir mp3 player, hop oturup hop kalkıyor. “Bu şarkı böyle oldu, bak şu şarkı da şöyle oldu…” Tamam Ayşe de bir dinleseydik önce baştan sona hepsini…
Heyecanlı bir kız bu Ayşe. Kendini bayağı kaptırmış. Albüm işini ciddiye almış gibi görünüyor. Gerçi “Bana iki ayda bir havale gelir, ne yapıyorum ben hayatta derim kendi kendime” diyecek az sonra. Ama en azından şimdilik durum bu.
Albümü çocukluk arkadaşı Mert Ekren’le kaydetmişler. Prodüktörlüğünü de ikisi yapmış. Elinde bir sürü albüm kapağı taslağı var. Onları gösteriyor, fikrimi soruyor. Konu konuyu açıyor, anlatıyor Ayşe…
Eve gelip giden Nükhet Duru’larla, Ajda’larla, Sezen’lerle büyüdüğünü, her zaman çok çeşitli müzikler dinlendiğini, babasına ne kadar düşkün olduğunu… Babasıyla arasında bir mesele var. Belli. Eskiden beri olan bir şey ama, son döneme dair değil. O da belli. “Çocukken ona çok düşkündüm” diye anlatıyor. “Ablam da düşkündü, ama ben daha çok…”
Ayşe Arman’ın iki yıl önce onunla yaptığı röportajı okudum. “Bıcır bıcır” demiş onun için. İki yıl sonra bakıyorum. Doğru. “Konuşuyor da konuşuyor.” Aynen. “Okurken canlandırdığınız kadından farklı.” Evet. “Kendi gibi”. Kesinlikle. “Yaşı gibi.” Ona da evet. Ama şu anda iki yıl daha yaşlı. Ve yaşadıkları kendi deyimiyle 50’lik, 70’lik tecrübe kazandırmış. Ayşe biraz da olayları abartmayı seviyor bence. Yaşadığı şeyleri dünyada ilk kez sadece onun başına geliyormuş gibi anlatıyor.
Albüme gelince; elbet bir yerlerden duyar, dinlersiniz önümüzdeki günlerde. İlle de bir şeyler söylemem gerekirse içinde her zevke uygun şarkı bulunan, üzerinde çalışılmış, derli toplu bir pop albümü bu. Önyargılarınızdan kurtulup dinleyin. Ayşe’nin sesini de yer yer çook eskilerden bir nostaljik bir kadın şarkıcıya benzettim. Kim olduğunu bulamadım ama. Belki siz bulursunuz.
Elimde notlar, albüm kapağının taslağı, kulağım şarkılarda bir yandan da Ayşe’yi takip etmeye çalışıyorum. Bir yandan da soruyorum.
Scarlett Johansson, son yıllarda Hollywood’un en çok parlayan yıldızlarından biri. Sinema oyunculuğu ve şarkıcılığıyla dünyaya adını duyuran ünlü yıldızın bir özelliği de çok seksi olması. Mango 2009-2010 Sonbahar-Kış Koleksiyonu’nun tanıtım yüzü olan Scarlett Johansson, geçtiğimiz günlerde Madrid’deydi. İspanyol markası Mango’nun 2010 İlkbahar- Yaz Koleksiyonu’nun tanıtım defilesi için Madrid’e giden ünlü yıldız ŞAMDAN PLUS’a konuştu:
Yıllar boyu gazeteciler sordu, ben cevap verdim. Bu kez teybi ele geçirdim, soruları ben soruyorum. İşim zor çünkü pazartesi günü ilk albümü Ayşe Özyılmazel’i çıkaracak olan Ayşe, sıkı bir gazeteci. Onunla star olmayı, müziği, aşkı ve hayattan öğrendiklerimizi konuştuk
Bugüne kadar genellikle yan rollerde izlediğimiz Barış Falay, rol aldığı projelerde oyunculuk gücünü öylesine konuşturuyor ki, gizli başrol olabiliyor. Ekranların yeni fenomeni “Ezel”in Kerpeten Ali’si Barış Falay, kamera arkasını, aile hayatını, kötü adamı nasıl olup da sempatik gösterebildiğini Hafta Sonu dergisine verdiği röportajda anlattı.
*Ben hiçbir zaman seyircinin benden beklediği şeyleri yapmadım. Ben, benden beklenenin tam tersini yaparım. Onların ne istediği beni hiç ilgilendirmez! O yüzden mastürbasyon sahnesi çekerken hiç zorlanmadım. Hiç umurumda da olmadı. Öyle olsaydı seyirci beni aşağı çekerdi. “Beni siz yarattınız” gibi bir durum yok. Ben kendimi bu noktaya getirdim, seyirci de beni takip etti.
Ünlü yönetmen Alfred Hitchcock’un sinema tarihine geçen Sapık (Psycho) adlı filmindeki duş sahnesinde kullandığı müziğin en ürkütücü film müziği olduğu ortaya çıktı. Sözkonusu müzik Bernard Hermann’ın imzasını taşıyor.